31 Mart 2012 Cumartesi

Nisan Biiiiiiiiiir!

"Atatürk'ün izindeyiz,armağanının mirasçısıyız,"
Nisan Biiiiiiiiiiir !
Biz ülkecek beynimizi buzdolabına koyduk,
Maziye gömüp cumhuriyeti ve kazandırdıklarını,
Artık akıntıya kapıldık, TV dizilerinin dibindeyiz.



"4+4+4 basit bir işlem değil, aslı nedir biliyoruz,
Laikliğin yılmaz bekçileriyiz, bu oyunu bozmalıyız "
Nisan Biiiiiiiiiiir !
Kafalar bulaşık teli olmuş,istifimizi bozmadan,
"4X4 olsun, bizim olsun be abiii" diyerek artık espri peşindeyiz,
Kuzu sürüsü olmuşuz,
Kaval kimin elindeyse onun izindeyiz.

"Ergenekon,Balyoz,Füze kalkanı,Hes nedir bilincindeyiz,"
Nisan Biiiiiiiiiiir !
Fatma Gül,Feriha,Acun ve Hürrem'in en sadık takipçileriyiz.



"Zamları kınıyor,haksızlıkları eleştiriyor, protesto edebiliyoruz,"
Nisan Biiiiiiiiiiiir !
Üstümüzde ölü toprağı, uslu uslu zamlı faturayı ödeyip
sükut eder haldeyiz,



"Hapishanedeki gazetecilerle ,
tecavüzden hükümlüleri bir sayanlara
Bir çift sözümüz var:"
Nisan Biiiiiiiiiiir !
Önlerinde iliklenip geri geri çıkarken ,
"padişahım çok yaşa!" diyesimiz var.
Albay,yarbay,Balbay içeride çürüsün dursun,
bizim işimiz gücümüz var.



"STK temsilcileri,kanaat önderleri,
sanayiciler ve üniversiteler duruma hakim,
Yargı nöbette, haksızlık,yağma yok, asayiş berkemal! "
Nisan Biiiiiiiiir!
"Bitaraf olan bertaraf olur !"
korkusuyla tekmili birden hepsi hareketsiz behemahal.

"Din bezirganları ettiklerini buldular,
dinsel eğitim hayalindekiler havayı aldılar,"
Nisan Biiiiiiiiir!
İlkokul kırtasiye listesine bu gidişle,
Defter, silgi ve kalemtraşın yanında
Başörtüsünü kızlara, takkeyi oğlanlara ve
mescit için tüm yavrulara
bir çift takunya  yazdıracaklar.



"Faili meçhuller, Madımak'ta diri diri yakılan necipler!
Artık çözüldü cinayetleriniz, bulundu failleriniz,"
Nisan Biiiiiiiiiiiiiiir!
Zamanı aşırttılar,davaları şaşırttılar,
Adalete çelme takıp hukuka kara çaldılar.
Toprağınız bol olsun her yıl okunur mevlüdünüz,
Sizler için el kol bağlı bunca yıl sonra sadece üzgünüz!


 "Trafikteki uygulamalar ve yaptırımlarla

Kazaların önüne geçtik,"
Nisan Biiiiiiiiiiiir!
Dünyadaki yüzlerce ülke içinde
Birinciliğe göz diktiğimiz tek gurur tablomuz,
AB'nin tüylerini diken diken eden afili sorunumuz! 




"Kadınlar özgür,eğitimli,donanımlı,
Mecliste kadın erkek sayısı aynı,"
Nisan Biiiiiiiiiir !
Ya susturuyor, ya dövüyor yine olmazsa öbür tarafa yolluyoruz.
Şaka maka kadın nüfusunu el birliğiyle azaltıyoruz.
Anamızı bacımızı unutup elkızını seve seve telef ediyoruz!




"Türkiye zengin, müreffeh,demokrat ve laiktir!"
Nisan Biiiiiiiiiiir!
Türkiye tüm bu olup bitene artık layıktır !
Boynumuz bükük, cepler delik, korku bokuna çıt bile çıkaramıyoruz.
Çıkaranların akıbetini görüp sadece bir offfffffff çekiyoruz.






Ve Nisan Biiiiiiiiiiiiiiir!
İşte baharın kuzusu nisancık daha ilk günden esprisiyle kapımızda,
Mizah,ironi, taşlama, yergi, karikatür "biiiiiip" ister artık bizim coğrafyada,
Bunu çoktaaaan cümle alem böyle biliiiiiiiiiiir!
...





Şaka maka , gayrı bizim memlekette,
Nisanın birini gerçekmiş gibi,
diğer üçyüz altmış dört günü şaka gibi yaşıyoruz!
"Şakayı kaka yapmak" nedir en iyisini bilenlerle hemhal olmuş,
Yuvarlanıp gidiyoruz.... 







Fıtrat Ahu Özçelik

Aşağı Ayrancı-Ankara

1 Nisan 2012

23 Mart 2012 Cuma

çingene çocuk

Cümbüşçü Sefa'nın ürkek,tıfıl  ve kimbilir kaçıncı çocuğu,

Hep akar ne kadar  çekse de düğme burnu,

Kar, yağmur, çamur fark etmez hep bir çift naylon terlik sıska ayağında,

Kah ıslak kah çamurlu.

Yaşını kimse bilmez, olmamış sanki doğumgünü,

Çöpü dökerken ilişip kenara anasının doğuruverdiği,

Dar,kirli,kalabalık odalarda büyütüp

sokaklara salıverdiği,

Satabilsin diye bisssürü kaat mendili.

Bilse ki yarayacak işe,

Çamaşırsuyuna yatıracak kendini,

Acıcık benzese diye bembeyaz abilere

Yalvar yakar ellerine selpakları tutuşturuverdiği...

Vitrinlerde oysa gördüğü sadece gözlerinin akıyla

dişleri hariç benziyor kapkara ,çelimsiz bir oğlağa,

İtilip kakıldıkça vahşi İstanbul sokaklarında,

Büyüyen kinine nerden bulup takacak bir tasma?

Çiçekçi ablalarından afırdığı sulu bir lafla,

Gönül alıyor satın alınmayan her bir paket selpağa,

"Caanın sağolsun be abla."

Olsa olsa on onikidir, ama favori şarkısı "Batsın bu dünya"

Jilet atan, tiner çeken, dövüp söven  ve

can acıtanla işi olmaz onun,

Orhanbaba'dan çalınca eniştesi klarnetiyle bi lokma,

Değemez keyfine kimse gamzeli kara boncuğun.

Okuma yazmayı kendi sökmüş, yaşamının sırrını bulmuş,

Şifreyi çözmüş adeta,

Yapar usul usul kendi kendine hem çıkarma hem de toplama.

Bir İlkbahara ,bir de baylır anasının mamalikasına,

Damı mavi sema, bulutlar pamuklu yorganı,

Sekerek gezer ,delik deşik eder,

taşına toprağına altın demediği arsız İstanbul'u.






Fıtrat Ahu Özçelik

Aşağı Ayrancı- Ankara

23 mart 2012


18 Mart 2012 Pazar

Madımak


Madımak

Bir zamanlar 'madımak' dendiğinde,
Akla bir çeşit ot gelirdi bu memlekette,
Bulmacalarda da çıkan hani,
Soldan sağa yedi harfli bir kelime.
Hüda-i nabit bitiveren ,
Aşıklar şehri Sıvas'ın tepelerinde.
Toplaması zahmetli ama taamı  lezzetli meret,
Kah pastırmalı pişti ,kah sade,
Yendi nesillerce siddin sene.

Bir sürü türkü yakıldı,
Madımak için Sivas ellerinde.
Bir tanesi var hala aklımda,
Sivas Gemerek'ten üstadların derlediği,
Okunup çalınırdı sık sık Yurttan Sesler Korosu'nda TRT'nin.
"Oy maaaaadımak maaaaaadımak,
Dön de bir yol beri bak...." nakaratıydı galiba,
Çocukluğumdan kalan hatırımda.

Gün oldu, harman savruldu
Madımak bir otele ad oldu.
Modern şehre modern otel,
Kaloriferli,fırfır perdeli ve hem de yirmi dört saat sıcak sulu  .
Açılışı ne zamana denk düşer?
Kaç kurban kesildi,kurdelesini kim nasıl kesti?
T.C.Turizm ve Kültür  Bakanlığı acaba kaç yıldız verdi?

Sonrası malum,
Şimdi madımak dendiğinde acılı felaket,sancılı rezalet
Geliyor akla.

Çünkü bir yaz günü doksanüçün,
Pusuya düşürülmüş düşman gibi,
Köşeye kıstırılmış bir av gibi,
Savunmasız ,masum ağaçlar,fidanlar gibi,
Nice ozan,yazar,çizer,sanatçı ve ilerici,
Kutlamaya geldikleri şenlikte,
Katledildiler yakılarak şehrin göbeğinde.
Pir Sultan Abdal'ın bile sızladı kemikleri...
Ayıp değil düpedüz günahtı bunların işledikleri.

Gözü dönmüş mürtecinin sebeb-i alevi,
Dost olmaktı cumhuriyet çatısı altında
Sünni ve de Alevi.
Tekbir getirerek "kefereye saldırır" gibi,
Böğürdü yobaz yırtarak hançeresini,
"Malesef burada doğdu Cumhuriyet,
Artık burada ölmeli,
Yerine derhal şeriat gelmeli!"

Hukuk şaşıp zaman aşınsa,
Sivas madımak yemeyi bile unutsa,
Madımak birgün otelken dönse bir diğerinde lokantaya,
Bir gün lokantayken bir diğerinde müze yaplısa,
Kabuk bağlayacak mı sanılır bu kapanmaz yara?
İstifini bozmasa hiçbir büyük baş ,
Unutulur mu bu katliamın izleri?
Size sorulmaz mı  ameliniz yirmibirinci yüzyıl yezidleri?

Madımak hala yetişiyor ekilmeden ,sürülmeden ,sessizce,
Bilmeden lezzetini boy veriyor, yeşil yeşil ve de narince,
Lakin  o günden beri boynu bükük, tenhada salınır,
Otuz yedi şehitli bir utançla adı anılıyor diye...



Fıtrat Ahu Özçelik
18 Mart 2012
Aşağı Ayrancı
Ankara





14 Mart 2012 Çarşamba


Sözüm meclisten içeri


Ötekiyle derdi olanlar ülkesinde yaşıyoruz,
Aynaları kırıp başkasının yarasını kaşıyoruz.

Yaşadığımız camdan evleri unutup
karşıya bayıla bayıla taş atıyoruz.
Biz bunu hep yapıyoruz.

Günahı hep başkasının varsayıp,
işaret parmağımızı sallayıp
Millete ucuz talkın veriyoruz,
Zevahiri kurtarıyoruz.

Dönüp bir yol niye kendi gerçeğimize bakmıyoruz??

Nedir bu böbürlenip kasılmalar?
Cümle alemin "hata, yanlış, olmaz" dediğine,
inatla "bal gibi olur, işte, biz yaptık,oldu! " deyiveriyoruz.

Apoletlerimizi kendi kendimize takıp bir afra tafrayla,
Hangi zaferden galip dönüyoruz??

Bir debdebe, bir manasız şaşa ile şuuyu vukuundan beter
nelere imza atıyoruz??

Arkamıza baksak, bir arpa boyu yol aldığımızı göreceğiz diye
Bir hışımla olay mahallini terkediveriyoruz.

"Çoğunluğuz biz gerisi boş!" nidasıyla el etek öptürüp
kendimiz yaratıp kendimiz tapıyoruz.

Durmamaya and içip dört nala giderek,
Dalkavuklarımızdan sürekli  alkış bekliyoruz.

Başka yorum yahut aykırı düşünceyle karşılaşınca diş bileyip,
Kağıttan gemilerimizi derin sulara sürüveriyoruz.

Gürz sallayıp,atadan miras,
"Benim gibi olmayana hak mak yok!" mavalıyla,
"Tez zindana atılalar!" diye buyurup
Ne yaptığımızı sanıyoruz??

Tek renk, olacak şey değil ama,
doğaya da kafa tutuyoruz,
Tek ses, tek yürek, tek dalak, tek böbrek deyip,
Çok sesliliğe tahammül edemeyip ,
yumruğumuzu sıkıyoruz.

Yediğimiz haltları gören gözlere mil çekip, 
ifşa edenlerin ümmüğünü sıkınca,
Biribirimizi tebrik edip terfiilerle takdir ediyoruz...

En kötüsü kendi yalanımıza herkesten önce biz kanıp,
Yedi düvele maskara oluyoruz.

İşlediğimiz kabahatler gözler önüne yanlışlıkla serilirse,
"Külliyen iftira, yanlış anlaşılma, tukaka ve zırva bunlar" deyip
Meseleyi örtbas ediyoruz...

Aslında ürpererek kendi gölgemizden bile,
Herkesin öcüsüyüz sanıyoruz.

Hala saf değiştirtemeyip kıramazsak karşı taarruzu,
Belden aşağı vuruyoruz, it dalaşını yeğliyoruz.

Dev aynasındaki suretimizle övünüp,
kerametimiz kendimizden menkul,
Hiç kimseden çekinmiyoruz.

Ahireti tehdit gibi, şantaj gibi kullanarak,
Cahilin gönlüne korku salıyor,
Aymazlık içinde kendi dünyevi cehennemimizde
kendimiz cayır cayır yanıyoruz...

Aferinleri çok önemseyip bizden olanları
ödüllendiriyor,
Sattıkları kimlik ve ruhları karşılığında onlara
Fildişi kuleler bağışlayıp onları kolluyoruz.

"Eleştiri" kelimesini sözlükte bile görsek
Kaşıntı tutuyor bizi, baldan tatlı öfkemize yeniliyoruz...

Parmağımızı ötekinin gözüne sokunca,
Tepkisine içerliyoruz,
Hele bir yeltensin aynısını yapmaya,
Parmağını kırıveriyoruz.

Kazık kaktığımız sanrısıyla bu dünyaya,
tam yol ileri fütursuzca gaza yükleniyoruz.

Ektiğimiz nifak tohumlarını özenle suluyor,
Etliye sütlüye karışıp sapla samanı harmanlıyoruz.

Söz hakkı tanımayıp bizden güçsüz olana,
Kadına, eşcinsele, fakire, öğrenciye haddini bildiriyoruz...

Geçmişte beğenmeyip düşman bellediklerimizi,
Hala saygı duyup sevenleri bir dünya da olsa,
"Eski putlar" diyerek alaya alıp, mirasçılarını bir bir saptıyoruz.
Yapıştırıp usturupluca suç yaftasını,icaplarına teker teker bakıyoruz...

Horozlar ötüp şafak söküyor, gün ağırıyor diyorlar bize,
Kulaklarımızda birer tıpa, sarılarak yorganımıza,
Daldığımız gaflet uykusundan bir türlü uyanamıyoruz...

Böyle geldik deyip böyle gidiyoruz...
Biz bunu hep yapıyoruz...



Fıtrat Ahu Özçelik
14 Mart 2012
Aşağı Ayrancı- Ankara








8 Mart 2012 Perşembe

Memleketimden 8 Mart manzaraları

Memleketimden 8 Mart manzaraları

Düşman işgalinden kurtluşu mu bu tarih bir ilimizin?
Cemrenin düşüşü mü suya yoksa, saatli maarife göre?
Bağ budama zamanı mı ? Koyun kırpma vakti olmasın sakın?
Yanlış cevap. Doğrusu 8 Mart Emekçi Kadınlar günü.
Hem de tüm dünyanın.

Bizim buralarda Havva anamızdan beri lakaplarımız aynı,
Ya köroğluyuz ya eksik etek,
Ya saçımız uzundur aklımız kısa,
Yahut olsak olsak birer kaşık düşmanıyız hala...

Olsa da cebimizde edinmesi zor bir sürü  diploma ,
Bu devirde bile hala, asli görevimiz evlenerek olmak birer ana.
Maşa kadar kocası olanın Paşa kadar itibarı var nasılsa.
Ne yazar, kadın nükleer tıp profesörü bile olsa...

Bekarlık adeta ayıp,evde kalır, kız kurusu olursun mazallah!
Boşanmak kötü kayıp, nafaka yerine alırsın muhtemelen hava.
Ayrıldıysan işinden çocuğuna kendin bakmak uğruna,
Kaçırırken kariyer adımlarını bir bir, girersin mesleki zarara,
Kocadan istemek harçlık kırk yaşında,
Omurgasızlaştırır her kendini bilen kadını, sokar bunalıma.

Taciz, mobbing ,hak yeme, ayak kaydırma ya da  terfi ettirmeme,
Her kurum ya da kuruluşta mevcut,
Yüce devlet bu mevzuları derin bularak eder hep sükut.
Aşiret, devlet, hükumet, ideoloji ya da teoloji elele,
Kadın mevzu bahis olmaya görsün hele.

Erkek düşmanlığı yapmak değil maksadım, 
Ya birinden hasıl oldum, ya birini doğurdum,
Biriyle evlendim , ötekine abla yahut kardeş oldum.
Gel gör ki; ülkemde iş eşitliğe gelince kel görünüverir düşerek takke,
Titri bol da olsa herhangi bir abinin ve de eğitimi pek zengin ,
"Turkish man" gelmez sanılmaya maalesef dengin...
 

Çocuk gelinlerin sayısı nasıl arttı bir bakalım,
Öz babası veya kocası tarafından mal gibi satılan kim? Tabii ki  kadın.
Okul yerine Kuran kursuna yollanan, örtülüp eve tıkılan,
"Sen bilmezsin sus!"diye itilip horlanan,
Daha da beteri kamplaştırılmış ortamlara gladyatörce sürülen,
Dişiliğini gizleyip, gereksizce erkekleştirilen kim ? Yine kadın.

Birkaç medyatik örnek geldi gözümün önüne,
Kan donduran öyleleri var ki insanlık ayıbı her biri bence...

Çocuk yaşta bir kıza sırayla ve yıllarca hacet giderir gibi tecavüz eden,
Şehrin ileri gelen , mal mülk sahibi, çoluk çocuklu aile babaları,
Yüzleri bile kızarmadan işledikleri akla seza cürümlerini ,
Savunurken kendilerini sızlamadan hiç vicdanları,
Ağız birliği edip şöyle verdiler ifadelerini,
"Rızası vardı, bizi tahrik etti, uyduk şeytana ama billah,
O bizi teşvik etti!"
 

Beyinlerine gidecek kan apış arasına hücum edince,
Düpedüz sapıklıktı yaptığı bu insan müsveddelerinin bence,
Memlekette "kanun" denince, klarnet ve darbukanın arkadaşı saz geliyorsa akla,
Daha çok kız çocuğunun canı yanar,kadınlar  sonuçta soğur insanlığından da .
 

Töre cinayeti indiriminden yararlanıp cezadan yırtan,
Acaba kaç azılı katil var aramızda, mahpustan çıkan.
Kaç Güldünya daha bilmeyiz ,sevap işlercesine katledilmiştir,
beraber büyüdüğü canı tarafından arsızca?
Bir iki gazete haberi,belki üç beş mısra,
Geri getirmez ki gün görmeden göçen garibi...

Sokaklarda, çocuklarının gözleri önünde Ayşe Paşalı misali,
Gözü dönmüş kaç koca daha infaz edecek resmi ya da imam nikahlı eşini?
 

"Namusumu kurtardım !" teranesiyle kurtulan kurtulana,
Kes kadını, öldüresiye vur altmışbeş bıçak darbesi,
Herifin umrunda mı darma dağın olmuş ailesi,
Ağır tahrik ve iyi hal dümeniyle alacağı ceza öylesine hafif ki..

Eskiden üçüncü sayfada adlarının baş harflerinden ibaretken,
Gözleri kara bantlı birer suretken,
vesikalıklarıyla yanyanayken maktüle ve katil,
Şimdilerde oldular birinci sayfaya tayin.
Sekiz sütuna manşet olsalar da yazılı basında,
TBMM hep meşgul başka işlerle ya da rehavet uykusunda.

Değişen tek şey gitgide artan ölü kadın sayısı,
Kaç kadın derneği daha kurulsun acaba,
çıksın diye düzgün bir kadına şiddet yasası?
Kadın STK' ları elinde pankartlarla dünyayı dolşsa ne ola?

Konuyu şöyle bir irdeleyip gelir seviyesi ve eğitime yoranlar,
Şiddete meyilli olabilir bir yalı sahibi, sanayici ya da kalifiye bir eğitimli.
Değişmiyorsa kafa eşeklik baki.
Ayıp etmemeli hayvancağıza, "Eşek" diye geçmemeli .
Onun karısına hürmeti bence insanınkinden daha hakiki.

Hala cennetten çıkmaysa dayak,
"Vurduğum yerde gül biter!" der tabii birçokları,
Sırtından sıpa , karnından sopayı esirgemez allah için el oğulları.

Hanfendiler, "bağyanlar", bacılar, gacılar, ablalar, analar, kızlar, gardaşlar!
8 Mart tüm yurtta ve dış temsilciliklerde törenlerle kutlansa ne değişecek,
En ağır abiler bugünümüzü nedense yürekten kutlayarak ,
belki sahtekarca kimimize çiçek bile verecek,
"Analarımız size borçluyuz herşeyimizi " diyerek hamaset yaparak,
kadının yegane makamının annelik olduğu sinsice belirtilecek.

"Kadınlar olmasa erkekler de olmaz!"diyecek zevzeğin biri,
"Ailenin yapı taşı kadın,","Gelecek nesillerin yaratıcısı,"
"yüce şahsiyet, günün kutlu, mutlu olsun!"diye seslencek laubali birkaç gazeteci
ayıp olmasın diye köşesinden.
Peygamberi bile alet edip birkaç hadis patlatan bile kendi meşrebinden.



Payımıza düşen bunca tantananın ardındansa: trajikomik,
Hanım hanım oturmak, elimizin hamuruyla erkek işine karışmamak veeeeee
Haddimizi bilerek üç çocuk yapmak!!!
"Kinine ve herşeyden çok dinine sahip yeni nesiller" yetiştirmektir!


Uzun bir dilin ya da ucu sivri bir kalemin,zararı çok düşeriz diline alemin.
Dikte edildiği gibi hepimize, derin bir iç çekelim, şöyle bir silkelenelim.
"Yaşasın kadınlar günü !" diyerek haykıralım,
Kimbilir ?Nerede? Ne zaman? Bir hemcinsimiz daha hakkın rahmetine kavuşturulur şiddet sonucu ülkemizde ,
Varalım seyre dalalım, gündelik hayhuy içinde belleklerimiz boş öylece duralım!


Susalım...
Susturulalım....


Fıtrat Ahu Özçelik

8 mart 2012 Ankara / Aşağı Ayrancı