3 Mayıs 2012 Perşembe

Sana dün bir çukurdan baktım aziz İstanbul




İstanbuldayim, bahar sarhosuyum...


Erguvanlar, mor salkımlar, laleler arasında, icim gecmis, mayhoşum.


Boğaziçi, Adalar, Moda ve Bağdat caddesi,


Asmalımescit, Cihangir, Nişantaşı, İstiklal Caddesi,


Cüzdan ve karaciğer düşmanı sadece birkaç durak burada...


Mahşer provası yapılıyor yine , her sıfatla yeniden ete kemige bürünen 'megaköy'


İstanbul'da.






Mistik, kakofonik, grotesk, pikaresk ve bir o kadar da arabesk!


Ortadoğu ve küçük Asya'nın sekizbin yaşındaki en seksi dişisi ,


Foyasi dökük mücevheri, fakat hala mihrabi yerinde, marifeti meshur kevaşe eskisi,


Yedi tepesi delik deşik edilmiş, yeryüzünün mutevvefa cenneti,


Kimi neyi ararsan kolaylikla Mevlanı da belanı da bulabileceğin dünya sehri.






Çarşaflısından tut , kıçının çatalını açanına kadar, her türlüsüyle karşılaşırsın burada belli.


Purosunu yatında tüttürüp Proseccosundan bir yudum alanına da,


Arkasından dört karısını tespih tanesi gibi dizmiş sakalı belinde,


Şalvari götünde, çatık kaşıyla bin yıl öncesine hayran yaşayanına da ,ancak,


Balonsuz karikatürize tiplerin anavatanı , bu kentte, başbaşa  yaşarlarken rastlarsın.







Bir kent ki içinde yaşayıp daha denizi görmeyeni de var,


Bizans'ı kahpe belleyip Fatih Sultan Mehmet'i yalnızca köprü adı sananı da var.


Miskamberden çürük dişli ağız kokusuna,


Yeni yetme garsonun terinden ,asgari ücret fiyatında parfümü boca edip gezinen assolistin kokusuna kadar,


Her tür rayiha karışmış danseder durur İstanbul semalarında.







Kafası karışık gariban yayalar, jipine kurulmuş sıkma baş ablalar,


freni patlamış dev tırlar,


Klavuzsuz salınırken Boğaz'ın sularında yalılara bindiriveren afallamış tankerler,


Yolların sahibi sanrısıyla tozu dumana katan minibüs şoförleri ve turist avında köpekbalığı gibi trafikte sinsice yüzen taxiler....


İster inanın ister inanmayın hepsi hercü merc olmuş su Sehr-İstanbul'da...







Yangınlarla, depremlerle,sellerle, kuşatmalarla gitgide kasarlanmis,


Her göç dalgasında biraz daha tuhaflaşıp başkalasmis,


On yılda bir gömlek değiştirip nice katliamlara gözlerini kapamış,


Ne kadar boka batsa,  değeri taşrada altın fiyatı gibi hep artmiş,


Başkent olmasa da eski payesine sımsıkı sarılmış, derdi de dermanı da bol İstanbul...







Müptelan ve müdavimin her daim ne çok , sana da yazık ,


Ne yapsan yeridir bu gözü dönmüs 'İstanbulluyum 'demekten gururlu ,


Ve seni bu hallere sokmaktan sorumlu, densiz insan güruhuna...


Aziz İstanbul...










Suadiye'li afu Suadiye'den bildirdi, şimdi reklamlar.....


Afu Enhakikiozcelik


Mayıs 2012 Istanbul