18 Mart 2012 Pazar

Madımak


Madımak

Bir zamanlar 'madımak' dendiğinde,
Akla bir çeşit ot gelirdi bu memlekette,
Bulmacalarda da çıkan hani,
Soldan sağa yedi harfli bir kelime.
Hüda-i nabit bitiveren ,
Aşıklar şehri Sıvas'ın tepelerinde.
Toplaması zahmetli ama taamı  lezzetli meret,
Kah pastırmalı pişti ,kah sade,
Yendi nesillerce siddin sene.

Bir sürü türkü yakıldı,
Madımak için Sivas ellerinde.
Bir tanesi var hala aklımda,
Sivas Gemerek'ten üstadların derlediği,
Okunup çalınırdı sık sık Yurttan Sesler Korosu'nda TRT'nin.
"Oy maaaaadımak maaaaaadımak,
Dön de bir yol beri bak...." nakaratıydı galiba,
Çocukluğumdan kalan hatırımda.

Gün oldu, harman savruldu
Madımak bir otele ad oldu.
Modern şehre modern otel,
Kaloriferli,fırfır perdeli ve hem de yirmi dört saat sıcak sulu  .
Açılışı ne zamana denk düşer?
Kaç kurban kesildi,kurdelesini kim nasıl kesti?
T.C.Turizm ve Kültür  Bakanlığı acaba kaç yıldız verdi?

Sonrası malum,
Şimdi madımak dendiğinde acılı felaket,sancılı rezalet
Geliyor akla.

Çünkü bir yaz günü doksanüçün,
Pusuya düşürülmüş düşman gibi,
Köşeye kıstırılmış bir av gibi,
Savunmasız ,masum ağaçlar,fidanlar gibi,
Nice ozan,yazar,çizer,sanatçı ve ilerici,
Kutlamaya geldikleri şenlikte,
Katledildiler yakılarak şehrin göbeğinde.
Pir Sultan Abdal'ın bile sızladı kemikleri...
Ayıp değil düpedüz günahtı bunların işledikleri.

Gözü dönmüş mürtecinin sebeb-i alevi,
Dost olmaktı cumhuriyet çatısı altında
Sünni ve de Alevi.
Tekbir getirerek "kefereye saldırır" gibi,
Böğürdü yobaz yırtarak hançeresini,
"Malesef burada doğdu Cumhuriyet,
Artık burada ölmeli,
Yerine derhal şeriat gelmeli!"

Hukuk şaşıp zaman aşınsa,
Sivas madımak yemeyi bile unutsa,
Madımak birgün otelken dönse bir diğerinde lokantaya,
Bir gün lokantayken bir diğerinde müze yaplısa,
Kabuk bağlayacak mı sanılır bu kapanmaz yara?
İstifini bozmasa hiçbir büyük baş ,
Unutulur mu bu katliamın izleri?
Size sorulmaz mı  ameliniz yirmibirinci yüzyıl yezidleri?

Madımak hala yetişiyor ekilmeden ,sürülmeden ,sessizce,
Bilmeden lezzetini boy veriyor, yeşil yeşil ve de narince,
Lakin  o günden beri boynu bükük, tenhada salınır,
Otuz yedi şehitli bir utançla adı anılıyor diye...



Fıtrat Ahu Özçelik
18 Mart 2012
Aşağı Ayrancı
Ankara